DENİZİN BUKALEMUNLARI: AHTAPOTLAR Merhaba sevgili arkadaşlar, bu ayki sohbeti çok kısa bir sürede yazdık. Çünkü arkadaşımın tam sekiz adet kolu var. Bütün kollar bir anda çalışınca işler hemen bitti: - Merhaba dostum ahtapot, bu sıcak günlerde beni serin evine davet ettiğin için çok teşekkür ederim. - Rica ederiz. Uzun süredir görüşmedik bahane oldu. Gel sana bi sarılayım. - Aman dikkat et de düğüm olmayalım, maşallah sende kol çok - Seni muzip seni… Ben düğüm olur muyum hiç?
- Eee bu sulardaki en esnek canlı sensin. Gövdende ne kılçık var, ne bir iskelet. Büzülebileceğin kadar büzül…
- Hatta 2-2,5 cm’ lik yerlerden bile rahatlıkla geçebiliyoruz.
VEFALI EŞEK Bir varmış, bir yokmuş. Bol bol süt içenlerin kentinde bir şütçüyle eşeği yaşarmış. Sütçü, çıkarını iyi bilen, çalışkan, gayretli ve kurnaz bir adammış. Sabahları gün ağarmadan uyanır, gider eşeğini uyandırır, neşeli türkülerle onu hazırlarmış. Uykusunu bir türlü alamayan eşeğin gönlünü almak için çeşitli komiklikler yapar, ona şeker verir, sağrısını sıvazlarmış. Eşek bu ya, eşekliği nerden belli olaca?... İsteksiz isteksi bir iki anırırmış. Uykusunu dağıtmak için gözlerini ovdukça ovarmış. Ancak karnı bir güzel doyduktan sonra keyfi yerine gelirmiş…
Öyle bir gayretlenirmiş ki eşekçik, sırtına yüklenen süt düğümlerinin bile ağırlığını duymaz olurmuş. İki çalışkan arkadaş, horozlar ötmeden, bebekler ağlamadan yola çıkarlar, evlere süt dağıtırlarmış. “Süüüüt!.... Sütçüüü!” Eşek de sahibinden geri kalır mı? Başlarmış bağırmaya: “Ai…Aaaaiii!”
İsmail BAL/BALIKESİR SORU: Derman Abi, bir yerde hiç koparılmadan soyulmuş bir elma kabuğu görürsen ne düşünürsü? CEVAP: Elmayı soyan kişinin becerikli olduğunu…
Hatice ALÇİÇEK/BURSA SORU: Derman Abi, bütün insanlar “derman aradım derdime derdim bana derman imiş” diye düşünürse ne olur? CEVAP: Ne olacak işsiz kalırım
Necip DURMUŞ/MUŞ SORU: Derman Abi, yazın insanlar serinlemek için denize giriyor da neden kışın balıklar ısınmak için karaya çıkmıyor? CEVAP: Kar yağdığı için…
YARASINA OT TIKAYAN ASKER Osmanlı Devleti, ittihatçılar tarafından adeta bir macera uğruna Birinci Dünya Savaşı’ na sokulmuştu. Bütün savaşlarda olduğu gibi Türk askeri bu savaşta da mertçe, yiğitçe savaşmıştı. Bunu anlatan en güzel örneklerden birisi savaşta yaralanan Fransız General’ inin Fransa’ ya gittikten sonra anlattıklarıdır…. Yaralı General ülkesine döndüğünde kendisinden savaş anılarını anlatılması istenir. Bunun üzerine General sözlerine şu cümleyle başlar “Fransızlar böyle met bir milletle savaştıkları için daima iftihar (övünmek) edebilirler.” Bu söz üzerine bir gazetecinin milliyetçi duygular ile “Neden iftihar etmeliyiz?” diye sorunca General yaşadığı şu olayı anlatmıştır: