Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek bir kişi sağ kurtuldu. Dalgalar bu adamı küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi. Adam ilk günler kendisini kurtarmasını için Allah’a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu, ne giden… Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden artakalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu.
Acar Kız: Sevgili Martı, bu ay sohbet konuğumuz olduğunuz için teşekkür ediyoruz… Sizden martılar hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
Nerelerde yaşarsınız? Martı: Elbette Acar Kız. Martılar adına teşekkür ediyorum. Çok memnun olduk… Bizler dünyanın hemen her yerinde, deniz kenarlarında topluluk
halinde yaşarız. Siz insanlar gibi kalabalığız yani…
Acar Kız: Martıların türleri var mıdır? Martı: Elbette… Cüce martı, gümüşsel martı, kara martı, güler martı
Deri sadece vücudunuzu saran bir örtü değil, en büyük duyu organınızdır da. Üzerinde dokunmaya, ağrıya, basınca, sıcak ve soğuğa milyonlarca alıcı bulunur. Bu alıcılar beyne gönderdikleri elektrik sinyalleri aracılığıyla size dokunduğunuz şeyle ilgili birçok bilgi verir.
Neden Gıdıklarınız?
İnsanların çoğu ayak tabanından gıdıklanır. Ayak tabanınızın vücudunuzun
diğer birçok kısmından daha çok gıdıklanmasının sebebi hafif bir dokunmaya karşı bile çok hassas olmasıdır.