TGRT-FM
 

TÜRKİYE ÇOCUK DERGİSİ AYDA BİR YAYINLANMAKTADIR

  

Masal
Tarihten Bir Yaprak
Çocuk Bahçesi
Derman Baharatçısı
Belirli Günler
Hayvanlarla Sohbet
Mizah
Gönül Bahçesi
Bilim
Bu Sayıda...
Küçük Hanımlar
Futbol Dünyası
Abone Formu

Kullanıcı Adınız
Şifreniz

Üye ol! Şifrem
 
ÖNEMLİ BİLGİ!
 
E-Mail Liste kayıtlı olan üyelerimiz

Sigara yasası hakkındaki düşünceleriniz?

Harika oldu
İyi oldu
Biraz erken oldu


 






Masal

MASAL EYLÜL

Çoban ile Konuşan Ağaç


Sonbaharın son günleri olmasına rağmen hava o gün çok güzelmiş. Çobanın biri bozkırdaki bir ağacının gölgesine uzanmış, küçük sürüsünü yaymış...
Köyün yakınlarında bir tek ağaç varmış. Bu yaşlı bir meşe ağacıymış. Çoban, her öğlen sürüsünü bu yaşlı meşe ağacının altında toplarmış. Bu öğlen de yine öyle yapmış. Çıkınını açarak yemeğini yemiş. Karnını doyurunca meşe ağacının altı, çobana pek tatlı gelmiş. Gözlerini kapatmış ve derin bir uykuya dalmış.

Çoban uykusunda aniden irkilmiş. Çünkü rüyasında tok sesli birisi kendisine seslenmekteymiş: "Hemşerim, hey sana diyorum. Beni dinle." Çoban şaşırıp, çevresine bakınmış. Ama çevresinde yaşlı meşe ağacından başka kimse yokmuş. Meşe Ağacı, "Hemşerim" demiş, "Şaşkın şaşkın bakınma. Konuşan benim. Ben, Meşe Ağacı. Sana söyleyeceklerim var." Çoban, Meşe Ağacının konuşmasından korkmuş. "Konuşmak için bula bula beni mi buldun? Sen bir ağaçsın, nasıl konuşabiliyorsun?" diye sormuş. Meşe Ağacı: "Korkma sana söyleyeceklerim var. Beni dinlemeni istiyorum."

Çoban, "Peki anlat. Seni dinliyorum." "Ben senden, babandan ve dedenden bile daha yaşlıyım. Belki iki yüz yaşındayım. Büyüklerimin anlattıklarına göre, beni insanoğlu dikmemiş. Toprağa düşen bir palamuttan kendiliğinden filizlenmişim. Fidanlık dönemim çok mutlu geçti. O zamanlar sizin köyünüz yoktu. Her tarafta yüzlerce çeşitten, milyonlarca ağaç vardı. Birbirimizle kavga etmeden mutlu bir şekilde yaşıyorduk. Her tarafta bin bir çeşit çiçek açar, çevremizde geyikler, ceylanlar, dallarımızda sincaplar koşardı.

Dallarımızda rengarenk kuşlar yuva yapar ve cıvıldaşırdı. Ara sıra insanoğlu gelip dallarımızı kesip yakardı ama, yaralarımızı çabucak kapatır, tekrar eski neşemize kavuşurduk."

Çoban "Peki, sonra ne oldu?" diye sorunca Yaşlı meşe anlatmaya devam etmiş: "Gün geçtikçe insan sayısı arttı. Her geçen gün bir önceki günü arattı. Kimi odun elde etmek, kimi tarla açmak, kimileri de orman ürünlerinin üretimini artırmak için bizleri kestiler, yaktılar. Acımadan bütün ailemi katlettiler. Milyonlarca ağaçtan bugüne bir tek ben kaldım. Ben de her yıl yanıma yaklaşan insanları görünce korkudan zangır zangır titriyordum.

İnsanlara yaptıklarının yanlışlığını anlatmak istiyordum. Ama bir türlü anlatamıyordum. Fark ederse beni de keserler diye sessizce duruyordum."

Meşeyi dikkatle dinleyen çoban, "Peki şimdi neden benimle konuşuyorsun?" diye sormuş. Meşe, "Ben artık yaşlandım. Yakında biriniz kesmese de öleceğim. Bunun için artık beni kesmenizden korkmuyorum. Ama sizin için çok üzülüyorum. Artık uyanın. Anadolu, toprak erozyonu ile vatanlıktan çıkıp taş yığınına dönüyor. Her gün 150.000 kamyon dolusu toprak bir daha geri dönmemek üzere denizlerin tuzlu sularına gömülüyor. Bunu engellemezseniz hepiniz aç ve açıkta kalacaksınız. Ben yalnızca sizi düşünüyorum" demiş.

Devamı derginiz Türkiye Çocuk'ta

 


Geri
Ana Sayfa
Reklam Formu
Biz Kimiz?
İletişim
Künye
Bize Yazın
Ana Sayfa Yap
Favorilere Ekle
Site Haritası
E-Mail
Boyama
Flash Oyunlar

Çocuk Pınarı



Binbir Çiçek



www.webservis.gen.tr