Bilim

TV+_3

Da Vinci Learning ve TV+ iş birliğiyle teknoloji meraklısı çocuklara özel atölye çalışması

TV+’tan geleceğin mühendislerine  kodlama ve robotik eğitimi.

Yeni nesil televizyon platformu TV+, çocuklara teknolojiyi sevdirmek ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine katkı sağlamak için 8-12 yaşa özel bir program hazırladı. Yaz aylarının ilk günlerinde teknoloji meraklısı çocukları eğlenceli ve öğretici bir aktivitede buluşturan TV+, Da Vinci Learning televizyon kanalıyla işbirliği yaparak Lego İnovasyon Merkezi Jr. Robotics Bilim Okulu’nda yazılımın temeli kodlama ve robotik eğitimi verdi.

TV+_2

Türkiye’nin teknolojide tüketen değil üreten bir ülke olması amacıyla gençleri teşvik eden Turkcell’in televizyon platformu TV+, kanalları arasında yer alan Da Vinci Learning iş birliğiyle çocukları geleceğin mesleklerine hazırlamak adına önemli bir adım attı. Teknoloji meraklılarını bilişim alanında geleceğe hazırlamak vizyonundan yola çıkan proje kapsamında 8-12 yaş grubundan 25 kişilik bir grup oluşturuldu. Bu gruba özel hazırlanan atölye çalışması kapsamında Lego İnovasyon Merkezi Jr. Robotics Bilim Okulu’nda konusunda uzman eğitmenler tarafından kodlama ve robotik eğitimi verilerek legolar üzerinde uygulama yaptırıldı.

Eğitim kapsamında çocuklar, legolarla kendi robotlarını tasarlayarak öğrendikleri temel kodlama bilgileri sayesinde de robotlarını hareket ettirmeyi başardılar. Renk sensörü, ultrasonik sensör, dokunma sensörü,  jiroskop sensör ile özel tasarım parçalar, dişliler, çarklar, akslar, farklı boyutlarda tekerlekler ve bağlantı parçaları kullanarak tasarladıkları robotlarını hep beraber sergileme şansı da buldular.

#Turkcell #Tv #Teknoloji #Lego #Bilim #Haberler

bilim

Bayer Genç Bilim Elçileri, projenin altıncı yılında 28.000 çocuğa ulaşacak!

Bayer ve Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliğiyle altı yıl önce başlatılan “Bayer Genç Bilim Elçileri” projesi tüm hızıyla çocukları bilim ile buluşturmaya devam ediyor.

Bayer Türk ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG) hayata geçirdiği “Bayer Genç Bilim Elçileri” projesinin altıncı yıl çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Projenin devam ettiği rotalar kapsamında Düzce il sınırları içerisindeki Çiftlik Köyü’nde Perihan Tulan İlkokulu ve Ortaokulu’nda ve Nasırlı Köyü İlköğretim Okulu’nda öğrencilerle buluşan gönüllü “Bilim Elçileri”, 9 – 12 yaş grubu çocuklarla eğlenceli bilim etkinlikleri gerçekleştirdi.

Bayer Genç Bilim Elçileri” projesinde gönüllülük esasıyla yer alan üniversite öğrencileri, bilim etkinlikleri kapsamında çocukların başta doğa olayları olmak üzere etraflarında olup bitenleri sorgulama ve bilimsel araştırma becerilerini geliştirmeye odaklanıyor.

Kırsal alanlarda yaşayan çocukların bilim okuryazarı olmasını sağlamak ve bilimi sevdirmek üzere yola çıkan “Bayer Genç Bilim Elçileri”, 2017 yılında 5000 çocuğa daha ulaşarak sorgulamanın ve merakın önemi konusunda daha fazla öğrenciyi bilinçlendirmeyi hedefliyor.

Uluslararası ödül organizasyonları tarafından prestijli ödüllere layık görülen proje kapsamında, son beş yılda 1.750 gönüllü bilim elçisi ile 22.860 öğrenciyle bir araya gelindi. Proje kapsamında gönüllü Bilim Elçileri’nin ziyaret edeceği rotalar ise şöyle:

22-23-24 MAYIS: ARDAHAN
29-30-31 MAYIS: MUŞ
5-6-7 HAZİRAN: ERZİNCAN
19-20-21 HAZİRAN: AMASYA
3-4-5 TEMMUZ: KAYSERİ
10-11-12 TEMMUZ: AKSARAY
17-18-19 TEMMUZ KARAMAN
31-1-2 AĞUSTOS BURDUR
14-15-16 AĞUSTOS KÜTAHYA

 

 

#Bayer #GençBilimElçileri #Bilim #proje

 

ikinci bellek 601

Bilim Dünyası – İkinci Bellek Günlük

Bir şeyi saklamak mı daha zordur ya da anlatmak mı veyahut anlatıp sonra pişman
olmak mı? Zor yok yok çok zor bir soru oldu değil mi? Peki size hem sır saklayarak
hem de içinizdeki anlatıp pişman olmayacağınız bir yol söylesem 😉

Sarmaşık İnsan

Çok karmaşık bir yapısı olan insanoğlunun başı çoğu zaman
yaşadıklarını düşünmek onlarla ilgili
yorum yapmak ve bütün bunların etkisi ile duygular ile iyice karmakarışık
olmaktadır. Zaman zaman bu duygular ile baş edemez onları
içimizden fırlatmak isteriz. Fakat bunun başkasının hakkında konuşmak gibi
kötü bir huydan tutun da beynimizdeki nöronların çatışmasına kadar birçok
zararı vardır. Peki ne yapacağız?

Çare
Yazmak! Evet bize gelebilecek en iyi ilaç yazmak olacaktır. Çünkü yazarak içimizdekileri fırlatabilir.
Nereye tabi ki satırların arasına… Günlüğümüzün satırları arasına…

Günlük Deyip Geçme
Günlük deyince çoğu kişi çocukluk döneminde kargacık burgacık yazılarla dolmuş kokulu
defterleri hatırlayıp burun kıvırsa da bugün birçok başarılı kişinin üniversite yıllarından beri günlük
tuttukları bilinmektedir.

Nedir?
Günlük, hayatımızın doğrusu, yanlışı, eksikliği, neşesi, hüznü, şaşkınlığıdır. Yaşadıklarımızın
bir izdüşümüdür. Kendimiz ile baş başa kalıp konuştuğumuz kimi zaman kendimize
bile itiraf edemediğimiz duygularımızın mekânıdır. En önemlisi gelecekte, hayatımızda
yaşadığımız her olaya ki olaydan öte duyguya bizi götürecek bir zaman makinesi kendimizi
daha iyi tanımamız için bir aynadır.
Her Derde Deva
Günlük tutmanın bihaber olduğumuz birçok faydası vardır. Günlük yazarken yaşadıklarımızı düşünürüz onları bir
bütün içinde ele alarak kendi ifademiz ile yazarız. Böylece günlük tutmak bize zihnimizdeki verileri
inceleme, gözden geçirme, sorgulama, ilişkilendirme, kontrol etmenin yanında dil
becerisinin de gelişmesini sağlar.

Parlak Bir Zekâ
Zekâ üzerindeki çalışmaları ile bilinen Thurstone’a göre zekâ, her biri diğerlerinden
farklı bir zihin gücü gerektiren yeteneklerin bileşiminden oluşur. Bunlar sözel yetenek,
kelime akıcılığı, bellek, mantıksal düşünme, algısal yetenek, yer-mekân ilişkileri ve
sayısal yetenektir. Günlük tutmak da hayal gücünü, muhakemeyi, dil becerisini ve
hafızayı güçlendirmesi bakımından zekâyı geliştirmenin en etkili yollarından biridir.
Şimdi size yedi sene önce bugün ne yapıyordunuz diye sorsam kaç taneniz
cevap verebilirsiniz? Bundan yedi sene sonra da bugün ne yaptığınızı hatırlamak
istiyorsanız bir defter ve bir kalem ile bu andan itibaren günlük tutmaya başlayın 😉

#BilimDünyası, #İkinciBellek, #Günlük, #TürkiyeÇocukDergisi

Dalda Sallanan Şifa Misvak

fb misvak

Kimileri bir ağaç dalı yada sopa diye küçümsede artık herkes onunbir daldan çok ötesi olduğunu biliyor, ya siz?

Şifa Veren Emir

Modern tıbbın yeni yeni fark ettiği misvağı, İslamiyet 14 asır evvel âdemoğluna öğretmiştir. Peygamber Efendimizin sallallahüaleyhi ve sellem sünneti yani sürekli yaptığı ve Müslümanlara tavsiye ettiği bir davranıştır. Ayrıca her zaman yanında ayna, tarak ve misvak taşırdı. Eshab-ıkiram, savaşlarda bile misvaklarını kullanmayı ihmal etmezlerdi. Nede olsa ademoğluna en iyi gelen şey hep Allahü tealanın emirlerinin içinde…

Hangi Dal?

Erak ağacının bilimdeki adı ile Salvadora persikanın dalından kesilen bir parçadır esasen misvak. Eğer erak dalı yok ise zeytin ağacının ya da nar hariç başka dallardan da olur. Marketlerde yok dil fırçalısı, arka dişlere ulaşanı, orta sert olanı çok sert olanı, fırfır başlısı, sivri uçlusu diye diş fırçası yerine gayet basit ve en iyi diş temizleme aracıdır.

İlk Durak Ağız

Yapılan araştırmalar ile hastalıkların özellikler mide, kalp ve romatizmal hastalıkların kaynağının ağız olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte diş aralarında kalan yemek artıklarının asite olup diş etlerine ve diş minesine verdiği zarar da cabası. Böylece vücudumuzun içerisine giren bakteri ve mikropların ilk duraklarından birisi ağızdır.

İçindeki Sırlar

Misvak, kalsiyum oksalat, kükürt, tanen, saponin, silisyum, mineral tuzlarını içerir. Bu da bir keredaha onun bir daldan çok dahaöte olduğunu kanıtlar. Misvakın içerisinde bulunan saponin bakteri oluşumunu önler. Antiseptik olan misvak mikropları öldürürve ağzımızdan başlayarak iç organlarımıza kadar bize mikroplardan kalkan olur.

Islak Bir Detay

Misvağın öz suyu florür içerir. Misvak kullanırken dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır ki burada da çok ilginç bir özellik bulunmaktadır. Misvak ağıza ilk sürüldüğü zaman ağızdaki ıslaklığı yutmak iyidir ama sadece ilk ıslaklığı! İlk ıslaklık ile florür ağızda dağılır böylece bolca reklamı verilen diş macunlarına taş çıkararak diş çürümelerini ve dişlerin sallanmasını önler. Ayrıca etkisi 48 saat süreyle devam eder. Bu arada bazı diş macunu markaları ‘misvak özlü’ diş macunları bile üretmiştir.

Her Hafta Diş Fırçası Değişimi

Konu diş macunundan açılmışken değinmeden geçemezdik. Neden fırça-macun ikilisi değil de misvak? Bir kere misvağın kullanılan ucunu her hafta biraz keserek yenileyebilir böylece yeni bir fırçaya sahip olabilirsiniz. Şimdi kimse tutup bana her hafta diş fırçasını değiştirdiğini söylemesin, inanmam :) Diş macunları ise ileri derecede baziktir bu durumda ağız içindeki asit-bazdengesini bozar.

Tıbbın Gözünden

Ege Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada misvak liflerinin baklava dilimi şeklinde prizmatik bitki kristallerinin olduğu anlaşılmıştır. Bu özelliğin mekanik temizliğe tesiri büyüktür. Bizim anlayacağımız dilde hani ağızın her böylesine alttan üste, önden arkaya her bir dip köşeye kadar ulaşabilecek yapıya sahiptir. Ayrıca Dr. Rodat ve Dr. Kneth Kiodell’in tespitlerine göre, misvakta mikropları imha eden sinnigrin, penisilin ve bugün diş macunlarında kullanılan “sodyum bikarbonat” da bulunmaktadır. Bu maddeler, diş üzerindeki tortu ve artıkları eriterek, dişin delinmesini ve çürümesini önlemektedirler.

Nasıl Kullanmalı?

Misvak’ın uzunluğu bir karış, kalınlığı bir parmak kadar olmalıdır. Misvak’ı tutuş şeklimiz ise sağ elimizin baş ve küçük parmağımız misvak’ın altında diğer üç parmağımız üzerinde olacak şekilde olmalıdır. Misvak kullanıldıktan sonra yıkanır ve baş aşağı bırakılır. Unutmadan, bütün bu yazdıklarımızdan diş macunu ve diş fırçası kullanılmaması gerektiğini çıkarmayın! Diş macunu-fırçası ikilisinin yanında misvak da kullanın yani sizin muhteşem bir üçlünüz olsun misvak-fırça ve macun 😉

#BilimDünyası, #Misvak, #Temizlik, #ModernTıp, #Ağız, #Hastalıklar, #DişFırçası, #DişMacunu, #Şifa, #TürkiyeÇocukDergisi

kutup-yildizi

Gökyüzü’nün Pusulası: Kutup Yıldızı

İlkokuldan beri öğrendiğimiz bir bilgidir, Kutup Yıldızı’nı gördüğümüzde önümüz Kuzey, arkamız Güney yönünü gösterdiği. Bu nasıl bir yıldızdı ki bütün gezegenler, gök taşları hareket ederken bu yıldız her zaman aynı yerde sabit kalıp bizi kaybolmaktan kuruyor, Kutup Yıldızı’nı özel kılan özelliği ne?

Nedir?

Dünya’nın kuzey kutbundan 1°den az bir konumda yer alan, beyazımsı sarı, parlak bir yıldız. Kutup Yıldızı bize gökyüzünde en parlak tek bir yıldız gibi gelse de aslında Küçükayı takımyıldızına dâhil olup en parlak yıldızıdır.

Nerededir?

Kutup Yıldızı, Güneş’ten 3000 defa daha parlak ve Dünya’mızdan 650 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızdır. En bilinen ismi Kutup Yıldızı olsa da Demirkazık, Kuzey Yıldızı olarak da isimlendirilir.

Nasıl Bulunur?

Kutup Yıldızı’nı parlaklığı dışında da bulmak gayet kolaydır. Bildiğiniz gibi Büyükayı takımyıldızı ve Küçükayı takımyıldızını oluşturan yıldızları birer çizgi ile birleştirince sanki bir tavaya andırırlar. İşte Kutup Yıldızı, Büyükayı takımyıldızının oluşturduğu tava şeklinin gövdesindeki iki parlak yıldızı takip ederek bulunabilinir. Ayrıca Küçükayı takımyıldızının oluşturduğu tava şeklinin de sapının başladığı ilk nokta olan yıldız da Kutup Yıldızıdır.

Ne İş Yapar?

Kutup Yıldızı, kuzey yarımkürenin hangi noktasından bakılırsa bize, sabit olarak kuzeyi gösterecektir. .Yani Kutup Yıldızı her zaman bir pusulanın kuzey ibresi yönünde bulunacaktır. Bu özelliğinden dolayı bu yıldız yüzyıllarca kara, deniz ve hava seyrinde çok önemli bir noktadır. Kutup Yıldızı sadece kuzey yarıküreden görünür, güney yarıküreden görünmez. Öte yandan, Güneyi gösteren parlak bir Güney Kutup Yıldızı bulunmamaktadır.

Neden?

Güneş’in doğudan batıya doğru hareket ettiğini söyleriz değil mi? Aslında hareket eden Güne değil de yerdir yani Dünya’mız. Dünyamız kendi ekseni etrafından döndüğünden dolayı yıldızlar da gece boyu bu hizada dönüyor gibi görünür. Kutup Yıldızı ise hemen hemen Dünya’mızla aynı eksende yani aynı doğrultuda bulunduğundan dolayı sabitmiş gibi görünür. Aslında Kutup Yıldızı sabit değildir ama Dünya’nın ekseni ile kendi konumu arasında çok az bir fark olduğundan önemli bir fark oluşturmaz ve bize yine sürekli kuzey göstermeye devam eder.

Kutup Yıldızı’nın nasıl bulunduğunu öğrendiniz diye gece gece ormanda pikniğe gitmeyiniz. Ne de olsa Kutup Yıldızı size sadece yönünü gösterebilir aç olan kurtlardan korumaz :)

#KutupYıldızı #yıldız #GökyüzününPusulası #bilim #türkiyeçocuk

 

EJDER DRAGON AĞACI

dragon-agaciİsmini duyunca insana biraz tuhaf gelse de dünyanın tek bir yerinde yetişen bu ağaç tam bir şifa kaynağı!

Hint Okyanusu kıyılarında Somali sahillerine uzanıyoruz… Görünüşü bildiğimiz ağaçların biraz dışında… Mantarı andıran şapka şeklindeki dalların üzerinde kirpi gibi yeşil saçları olan bir ağaç!

Farkı İçinde
Ejder- Dragon ağaçlarını farklı yapan özelliği bu fiziksel özelliği değildir. Kesildiği ya da gövdesinde bir sıyrık aldığı zaman akıttığı kırmızı renkli sıvıdır bu ağacı böylesine önemli ve ilginç kılan.

İçi Dolu Turşucuk
Her ağacın gövdesinde bir reçinesi vardır. Ejder- Dragon ağaçlarının gövdesinde ise kırmızı renkli reçine vardır. Yani bu ağaçların özsıvıları kırmızı renklidir. Yapılan araştırmalarla kırmızı renkli bu sıvının; insan ve hayvan kanında bulunan demir içerdiği saplanmıştır. Yüksek bir antioksidan özelliğe sahip olan bu sıvının bir damlası üç elmadan daha fazla antioksidan içermektedir.

Damla Damla Gelen Şifa
Bununla birlikte iyileştirici ve tedavi edici özelliği olan bu sıvı, Amazon Yağmur Ormanları’nın yerli kabileleri tarafından yüzyıllarca tedavi amaçlı kullanılmıştır. Kanamaları durdurma da, yaraları dezenfekte etmede ve her tür cilt sorunlarını iyileştirmede kullanılmakla birlikte cilt hastalıkları olan deri sıyrıkları, yara ve kesikler, yanıklar, ağız ülseri, böcek ısırıkları, egzama, sedef, akne, sivilce, dudak uçuklarına ve daha başka rahatsızlıklara karşı Ejder- Dragon ağacının reçinesi kullanılmaktadır.

Olmazsa Olmaz Ticaret
Ejder- Dragon ağacından çıkan kırmızı sıvı uzun yıllar kıtalar arasında takas ve ticaret eşyası olarak kullanılmıştır. Öyle ki birkaç yüzyıl öncesine kadar M.S. 1403 doktorlar ve bazı alternatif tıp ile ilgilenen kişiler tarafından reçete ile yazılan ünlü bir ilaç haline gelmiştir. Hatta öylesine ünlenmiş ki artan ticari değeriyle birlikte altın sikkeler ile satılmaya bile başlamıştır.

Yine İnsanlar Yine Tüketim
Tüketici toplumu olarak dünya insanları bir çok nesne gibi gelecek planlaması yapmadan ve yoğun talebi karşılamak adına bir çok ağacın katline neden olmuştur. Neyse ki günümüzde yetkililer tarafından koruma altına alınan bu ağaçlardaki değerli reçine sadece belirli dönemlerde ve belirli miktarlarda alınabilmektedir.

#ejderdragonağacı #ağaç #HintOkyanusu #Somalisahilleri

BİRAZ DA KENDİMİZE ŞAŞIRALIM!

bilim

Bugüne kadar bu sayfada sizlerle insan vücudunun ne kadar muhteşem bir nizam içinde yaratıldığını paylaştık. Göz ile görülemeyen mini minnacık hücrelerin bile görevleri yazmakla bitmezken kocaman vücudu düşünmek gerek! Gelin bu karmaşık olan sisteme yani kendimize birkaç “bunları biliyor muydunuz?” yönünden bakalım:

Doğduğumuz günden beri hiç durmadan çalışan, yumruk büyüklüğümüz kadar olan hassas kırmızılık… Kalbimiz! Ortalama bir ömürde yaklaşık 200 tankeri dolduracak kadar kan pompalar. Hiç durmadan çalışan kalbimiz çalışmaya o kadar alışmış ki, yerinden çıkarıldığında bile bir süre atmaya devam ettiğini biliyor muydunuz? Kalbimiz bir süre daha atmaya devam eder çünkü kalbimiz kendi elektrik sistemine sahiptir.

Öğütme Makinesi

Sindirim sistemi denilince akla ilk gelen organ midemizdir. Midemiz, yemediğimiz yemekleri sindirmek için özel bir asit salgılar. Bu salgı sayesinde gıdaların içinde bulunan bileşenler en ufak parçalarına ayrılır. İşte bu mide asidi o kadar güçlüdür ki, midemizin kendimizi eritmemesi için vücudumuzun mide katmanımızı 3-4 günde bir
yenilendiğini biliyor muydunuz?

bilim1Bizden Dökülenlere Bakın!

Bu soğuk kış günlerinde zarara en çok maruz kalan şüphesiz derimizdir. Zavallıcıklar eldiven, bere ve atkı da olmasa iyice çatlayacaklar. Artık bu kadar çatlamaktan mıdır bilinmez insan derisi zaman zaman dökülür. Ortalama 70 yıl ömrü olan bir insanın 48 kg deri döktüğünü biliyor muydunuz?

bilim2Dünya’ya Açılan Pencere

Gözleriniz ne kadar iyi görüyor? Mesela bu sayfayı okurken arka sayfadaki yazıları okuyabiliyor musunuz? Şimdi öyle dergiyi havaya kaldırıp arkasını ışığa ya da cam dayayıp arka sayfayı okumaktan bahsetmiyorum tabi ki :) Baktığı zaman sayfanın arkasını görmekten bahsediyorum ki buna cevap olarak hayır dediğinizi duyar gibiyim. Bu açıdan bakarsak gözlerimizin pek de iyi görmediğini düşünebiliriz ki çok yanılırız! İnsan gözünü dijital bir kamera olsaydı, 576 megapiksel olacağını ve günümüzde bulabileceğiniz en gelişmiş 80 megapiksel olduğunu biliyor muydunuz? Evvela şükretmeli görme nimetine! Çünkü havanın açık olduğu bir gece gökyüzüne bakarsanız komşu galaksimiz olan Andromeda Galaksisi’ni görebileceğimizi biliyor muydunuz? Bu arada komşu galaksi derken Dünya’ya uzaklığı 2.5 milyon ışık yılı kadardır :) İki Çift Söz Etmeden Olmaz Vücudun merkezi olan beyin öteden beri insanoğlunun ilgisini çeken bir organdır. İlginçtir ki beyni incelerken bile bize lazım olan düşünce, hareket, duygu vb. her ne var ise bunları yine beynimiz sayesinde kullanabiliriz :) Beynimizin %60’ın yağdan oluştuğunu biliyor musunuz? Belki de bu yüzden insan beyni, uzun süreli bir açlık zamanında son kurtuluş çaresi olarak kendi kendi yemeyi dener. Görmediğimiz daha nice muhteşem özelliklerden sadece bir kaçını dile getirdik. Bunlar bile bizi bir hayli şaşırttı değil mi? İşte bu yüzden yaratılmış olan her şeye ibret nazarı ile bakmalı ve şükretmeli…

BAŞIMIN SOLAN TELLERİ

sacKısası, uzunu, topluğu, dağınığı, örgülüsü, topuzlusu… Hepsinin de başımızın üzerinde yeri var! Hoş biz misafir etmesek de başımızın üzerinde salınır saçlarımız. Peki böylesine renk renk çeşit çeşit olan saçlarımıza ne oluyor da
zamanla rengini kaybediyor, beyazlıyor?

Biz İnsanoğlu

İnsanoğlunun gelişimi doğduğu günden beri devam etmektedir. Bu gelişme doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik vb. şeklindedir. Nedendir bilinmez daha erken yaşlara kadar büyümek isteyen insan, yetişkinlik halk arasındaki yaşlılık tabir edenler yaşlara geldiği zaman gelişmesine büyüme demez hatta bu dönemleri istemez 😉 Mesela ninemin, daha büyümem lazım ıspanak yemeliyim dediğini duymadım :)

Büyüyen İnsan

İstesek de istemesek de doğduğumuz andan itibaren yaşlanıyoruz. Kimimiz 10 senelik yaşlıyız kimimiz 27 kimimiz 78 senelik… Bütün bu zaman içinde hücrelerimizin de yaşı ilerler ve buna bağlı olarak değişiklikler gösterirler. Saçlarımızın beyazlaması da bu değişikliklerden birisidir. Fakat sadece yaşı ilerlemiş insanlara mahsus bir durum değildir. Çünkü, saç işi tamamen bir hücreye bağlıdır. Gelin detaylara göz atalım:

Renklerin Karışımı

İnsanın aklına, madem herkeste aynı melanin maddesi var neden bu kadar farklı ve renkli saçlar var, diye bir soru geliyor. Biz de bu soruya karşı deriz ki; saçımızın rengi, melaninin dağılımı, türü ve miktarına göre değişir. Ayrıca saçta yalnızca koyu renk (eumelanin) ve açık renk (phaeomelanin) olmak üzere iki tür pigment bulunur. Pek çok farklı saç rengi bu iki pigmentin karışmasıyla ortaya çıkar.

Devamı derginiz Türkiye Çocuk’ta, abone olmak için tıklayın.

gogun-isikli-yorgani

Göğün Işıklı Yorganı: İkizler Meteor Yağmuru

Meteorlar hareket edince, gökyüzünde milyonlarca ışık görebileceğiz. Çünkü İkizler (Geminid) Meteor Yağmur’u bizi bekliyor ee tabi biz de onu bekliyoruz. Hiç kimse bu görsel şöleni kaçırmak istemez. Madem bir misafirimiz var gelin onun için biraz hazırlık yapalım:

Başa Yağan Taşgogun-isikli-yorgani1

Şimdi size meteorun diğer adıyla göktaşı olduğunu söylesem, ne yani başımıza taş yağıyor diye mi şölen yaşıyoruz, demeyin. Endişelenmeleriniz tamamen çok fazla göktaşı-felaket ikilisinin bulunduğu filmleri izlemenizle ilgilidir :) Kurgulara fazla inanıp da cânım bilimi göz ardı etmeyiniz lütfen! Gelelim göktaşına…

 

Ne Menem Bi’şey Bu Göktaşı
Evvela meteorun ( göktaşı) ne olduğuna bakalım. Uzayda, Dünya dışında oldukça fazla gezegen ve uzay cismi bulunmaktadır. Göktaşı, uzaydan Dünya’ya düşen cisimlerin genel adıdır. Meteor (göktaşı) Dünya’yı doğrudan etkileyen uzay cisimlerinin en önemlilerindendir. Dünya’yı doğrudan etkilemesinin nedeni ise, senede atmosfere yaklaşık birkaç bin göktaşı girmektedir. Fakat, bu sayıdan sadece 500 kadarı, yeryüzüne düşmektedir.

gogun-isikli-yorgani2Biraz Önce Düşmek Mi Dedik?
Meteorlar, atmosfere girerken, saniyede 11 ile 72 km arasında yol kat ederler. Atmosferde aşırı miktarda sürtünmeye maruz kalan göktaşları, bu sürtünme sonucunda eriyerek yeryüzüne inerler. Erimeyenler ise, direkt olarak yeryüzüne düşmektedir. Büyük bir göktaşı Dünya’ya düştüğünde, yeryüzünde krater meydana gelir. Bu kraterin genişliği ve derinliği ise, göktaşının büyüklüğünü belirler. İşte bu düşme esnasında meteor yağmurları oluşur.

gogun-isikli-yorgani3Meteor Yağmuru Meteor Bulutunda mı Oluşur?
Meteor bulutu mu? Öyle bir şey yoktur Sevgili Meraklı Bilginler! Meteor yağmuru denilse de normal yağmur gibi değildir. Geminidler hariç bütün göktaşı yağmurları kuyrukluyıldızların, Güneş çevresinden dolanırken bıraktıkları artıklardan oluşur. Bu artıkların yörüngeleri Dünya’nınkiyle kesiştiğinde göktaşı yağmurları meydana gelir. Geminidler de ise durum birazcık farklıdır. Dünya yörüngesi üzerinde ilerlerken, her yıl bu dönemlerde “3200 Phaethon” adlı eski bir kuyruklu yıldızın kalıntılarının yakınından geçer. Kuyruklu yıldız kalıntılarının Dünya’nın yerçekimine kapılıp atmosferimize girip yanması sonucunda da ortaya büyük bir görsel şölen çıkar.

Sıra Şölende
Seyir zevki en yüksek gök olaylarından biri 14 Aralık’ta en fazla sayıya ulaşacak olan Geminid (İkizler) göktaşı yağmurudur. Miktarlarının fazla olmasının yanı sıra beyaz, sarı, mavi, kırmızı ve yeşil renklerdeki görüntüleri şöleni iyice eğlenceli hale getirmektedir. Yapılan araştırmalara göre bu görsel şöleni ülkemizden izlemek için gece yarısından sonra gece 02:00 sularını beklemeniz gerekir. Işık kirliliğinden uzaktaki gözlemciler saatte 100 ya da daha fazla göktaşı sayabilecekler.

 

bilim1

FEZA’NIN HAYLAZI: TRİTON

FEZA’NIN HAYLAZI: TRİTON

Ahh feza… Katman katman göklerin sırla dolu karanlığı… Gelin bu ay birlikte uzayın derinliklerine dalalım:

Güneş Sistemi’nin en dış gezegeni olan Neptün, kendi başına bile bilim insanları için epey olay olmuşken şimdi bir de uydusu çıktı: Triton!

Soğuğun Böylesi
Triton, Neptün’ün uydusu… – 2300 C ile sistemin en soğuk yeridir. O kadar soğuktur ki normalde gaz halinde bulunan bazı maddeler burada katı, donmuş bir halde bulunmaktadır. Bu soğukluğun en büyük nedeni, uydunun
Dünya’nın 900’de 1’i kadar Güneş ışığı alması ve bu yüzde 1’lik kısmın da %70’ini yansıtmasıdır.

Bu İşte Ters Bir Şeyler Var!
Triton’un bu donmuş sert yüzeyi, bilim insanlarının aklına aklında yumuşak bir yüzü, su, olabileceğini getirmektedir. Hayli ilginç olan bu uydunun en şaşırtan yönü ise bilinen bütün uydulara göre, Triton’un uydusu olduğu Neptün’e ters yönde dönmesidir.bilim
İzah Şart
Şimdi içinizdeki bazı feza meraklılarının Uranüs, Jüpiter ve Satürn’ün dış uydularının büyük kısmının da ters yörüngede döndüğünü söyleyebilirsiniz. Biz de size; ancaaaak bu uyduların hepsi çok küçüktür, en büyüklerinin çapı ve kütlesi sırasıyla Triton’un çapının ve kütlesinin %8’i ve %0.03’üdür deriz 😉 Triton yörüngede dönüşü bakımından, Güneş Sistemi’ndeki bütün diğer büyük uydulardan farklıdır.

Neden Ters?
Uzayın derinliklerinde, karanlık suyun içinde yüzen milyonlarca farklı cisimcik vardır. Bunların bazıları ne tam olarak “gezegen” sınıfına girer ne de “gezegen değildir” kategorisine girer. Bu şekildeki cisimlerin bulunduğu bölgeye
Kuiper Kuşağı denilmektedir. Triton’un neden ters olarak döndüğü tam olarak bilinmese de bir ve en inandırıcı senaryoya göre; Triton’un Kuiper Kuşağı’nda kendi başına gezen bir gezegen iken Neptün’e yaklaştığı bir zamanda
gezegen tarafından çekim alanına çekilmesidir.

Devamı derginiz Türkiye Çocuk’ta, abone olmak için tıklayın.