Kralın birisi rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Rüyasının etkisiyle uyanır uyanmaz, şehrinin en meşhur iki rüya yorumcusunu çağırtmış. Rüyasını yorumlamalarını istemiş. İlk yorumcu, "Efendim, maalesef rüyanız hiçte hayra alamet değil. Tüm akraba
ve sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Hepsinin ölümünü göreceksiniz" der. Kral bu yorum
karşısında deliye döner. Adamı zindana attırır. İkinci yorumcu, "Efendim, rüyanızda
dişlerinizin döküldüğünü görmeniz ömrünüz çok uzun olacağına delalet eder. Hem de o
kadar uzun ömürlü olacaksınız ki, çevrenizde hiç kimsenin yaşamadığı kadar uzun yaşayacaksınız"diyeyorumlarkralın rüyasını.Bu yorumu duyan kral, adamı bir kese
Merhaba arkadaşlar, bu ay sizinle arkadaşım termiti tanıştıracağım. Bir gün gökdelen yaparsanız kendisi size yardım edebilir…
-Merhaba termit dostum… Aaa bu ne hal! Üzerindeki o ıslak bez de neyin nesi?
-Yeni imajım değil herhalde Acar Kız. Bilmiyormuş gibi bir de soruyorsun.
-(Ayyy bu ne sinir böyle… Bu kaprisle sohbet nasıl yapılacak, haydi hayırlısı) Biraz sakin ol. Solundan mı kalktın anlamadım ki? Cık cık cık…
-Kusura bakma Acar Kız, güneş başıma geçince böyle oluyorum. Bildiğin
bizler nemi seven canlılarız. Sohbet etmek için seni bizim eve çağırsam 1 milyon kişi bir evde yaşıyoruz; ben buraya gelsem güneş var, zar gibi olan tenim nem arıyor. Ben de sonunda böyle bir ıslak havluyu omuzlarıma alıp da geleyim dedim.
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde… Saman çuval içinde bilmem
hangi biçimde… Uzak diyarların birisinde iki kardeş terzi varmış. Bu aile
kendi halinde mutlu bir şekilde yaşayıp gidermiş. Fakat çocuklar büyüdükçe, büyük çocuk yere göğe sığmaz olmuş. Büyük olanın gözü hep yüksekdeymiş.
Hep zengin olmak hayalleri kurarmış. Küçük olanı ise “Haydi ağabeyciğim
gel bak kendi terzi dükkânımız var. İşimize bakalım kendi yağımız ile kavrulalım” demiş ise de abisine dinletememiş. Büyük kardeş, durmadan az çalışarak zengin olmanın yollarını düşünürmüş.
Ahmed Vefik Paşa, Sultan Abdülaziz Han devrinde Osmanlı Devletinin Paris büyükelçisidir. Fransa İmparatoru III. Napoleon'un saltanat arabasının eşini yaptırır ve Paris'de onunla dolaşır. Fakat ortalık alt üst olur. Arabayı görenler, "İmparator geliyor" diye elleri
ayaklarına dolanır. Durumu kendisine anlatmağa cesaret edemezler, fakat İmparatora bildirirler. Saraydan, kendisine, nezaket icabı olarak bu arabayı kullanmaması rica edilir.
Paşa:
-Derhal!... Kullanmaktan hemen vazgeçerim. Ama bir şartım var. İstanbul'daki Fransız büyükelçisi, Boğaziçi'nde gezinti yapmak için Padişahımızın kayığının eşini yaptırmış,
onunla caka satarmış. Sefirleri o kayığı kullanmaktan vazgeçsin, ben de bu arabaya binmeyeyim."